Çünkü sistem farklılıkları ölçmek için değil, eşitlemek için çalışır.

Bir performans dağılımına bakıyorsunuz.

Herkes ortalamada.

Ne çok iyi var, ne çok kötü.

Herkes “iyi”.

İlk bakışta bu tablo rahatlatıcı görünür.

Ama aslında bir şeylerin yanlış gittiğinin en net göstergesidir.

Performans sistemleri teoride farklılıkları ortaya çıkarmak için kurulur.

Ama pratikte çoğu sistem:

Sonuç:

NEDEN BÖYLE OLUR?

  1. Yöneticiler risk almak istemez

Düşük not vermek zordur.

Yüksek not vermek ise beklenti yaratır.

En güvenli alan: ortalama.

 

  1. Sistem dağılımı zorlamaz

Çoğu organizasyonda:

Zorunlu dağılım yoktur

Kalibrasyon yapılmaz

Bu durumda herkes “iyi” olur.

 

  1. Performans tanımı net değildir

Ne ölçüldüğü net değilse:

Değerlendirme subjektifleşir

Sonuçlar birbirine benzer

 

  1. Kültürel baskı vardır

“Kimseyi üzmeyelim” yaklaşımı:

Performansı değil, ilişkiyi korur

Ama sistemi zayıflatır

 VERİ BİZE NE SÖYLER?

Şu sinyaller varsa dikkat:

Bu şu anlama gelir:

Burada kritik soru şudur:

Performans verisi gerçekten çalışanları mı gösteriyor, yoksa sistemin nasıl çalıştığını mı?

NE YAPMAK GEREKİR?

Gerçek bir performans sistemi için:

Performans kriterleri netleştirilmelidir.

Ve en önemlisi:

Veri yalnızca okunmamalı, sorgulanmalıdır.

Herkes ortalamadaysa, kimse gerçekten ölçülmüyordur.

Performans sistemi çalışıyor gibi görünüyorsa, en büyük risk zaten oradadır.